Güncel Sendika Haberleri

25 Temmuz, 2008

LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI BAĞIMSIZLIĞIMIZIN TEMELİ VE GÜVENCESİDİR

Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız bir devlet olarak tüm dünyada kabul edilmesini sağlayan Lozan Barış Antlaşmasının 85. yılındayız.
     Lozan Barış Antlaşması, sonuçları itibariyle sadece bizler ve Türkiye Cumhuriyeti için değil, dünya siyasal tarihi için de son derece önemli bir antlaşmadır.
     Türk Ulusunun, Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğinde verdiği Ulusal Bağımsızlık Savaşı, cephede emperyalizme karşı kazanılan ilk askeri zaferdir. 
     Lozan Barış Antlaşması da, emperyalizmin masadaki ilk siyasal yenilgisinin belgesidir.
     Cephede ve masada kazanılan bu iki zaferin sonucunda, Türk Ulusu ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yok olmaktan var olmayı, esaretten özgür bir ulus ve bağımsız bir devlet olmayı başarmıştır. Bu iki zafer, 20. yüzyılın mazlum uluslarına örnek olmuştur.
     Bizler bugün, özgür bir ulusun ve bağımsız bir devletin yurttaşları isek, bunları başta Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere Çanakkale’de ve Ulusal Bağımsızlık Savaşımızda canını veren şehitlerimize, Lozan Barış zaferinin mimarı olan İsmet İnönü’ye ve arkadaşlarına borçluyuz.
     20. yüzyıla, özgürlük ve bağımsızlık damgasını vuran Türkiye Cumhuriyeti ve var oluş belgemiz olan Lozan Barış zaferimiz bugün yine emperyalizmin saldırısı altındadır.
     20. yüzyılın başında dünyaya istedikleri şekli veremeyen ve egemen olma hayallerine kavuşamayan emperyalist devletler, bugün, bu hayallerine yenidünya düzeni adı altında 21. yüzyılda yeniden kavuşabilmenin çabası içindedirler.
     Bilmeliyiz ki, emperyalizmin bu hayalleri önündeki en büyük engel, tam bağımsız demokratik laik Türkiye Cumhuriyeti ve Lozan Barış Antlaşmasıdır. Bu nedenle emperyalistler Lozan Barış Antlaşmasını yok etmek için her yolu denemektedirler. 
     Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olarak, bugün bizlere büyük bir sorumluluk ve görev düşmektedir. “Demokrasi ve insan hakları” söylemiyle, “çağdaşlığın ve gelişmenin gereği” gibi süslü sözlerle arkasında nelerin var olduğunu görmek, bilmek ve tüm yurttaşlarımıza da anlatmak zorundayız.
     Bu sözlerin içimizdeki ve dışımızdaki sahiplerinin gerçek amaçlarının, var oluş belgemiz olan Lozan Barış zaferimizi yok etmek, ulusal yapımızı ve birliğimizi parçalamak ve sonuçta da Türkiye Cumhuriyeti’ni “ılımlı İslam Devletine” dönüştürmek olduğunu görmek zorundayız. 
     Bizler, geçmişte olduğu gibi yarın da, özgür bir ulusun ve bağımsız bir devletin yurttaşları olarak, barış, huzur ve dostluk içinde bir arada yaşamak istiyorsak, bizi var eden Lozan Barış Antlaşmamıza ve Cumhuriyetimizin temeli olan Atatürk Devrim ve İlkelerine sahip çıkmak zorundayız. Bu görev Ulusumuzun geleceğine olan borcumuzdur.
     LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI bağımsızlığımızın temeli ve güvencesidir. 
     Sahip çıkmak görevimizdir.