BÜTÇEDE EĞİTİME YİNE YER YOK

22 Ekim 2025

BÜTÇEDE EĞİTİME YİNE YER YOK

 

2026 Bütçe Kanunu Teklifi TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Ancak sunulan teklife baktığımızda, Milli Eğitim Bakanlığı için öngörülen bütçenin geçmiş yılların bütçelerinde olduğu gibi eğitimin gerçek ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak olduğu ortadadır. 

 

 

Genel bütçeli kamu idareleri için 2026 özelinde ayrılan tavan bütçe ödeneklerine bakıldığında en yüksek teklif Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ait olurken, MEB ikinci sırada yer almaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı ise 8 bakanlığın bütçesini de geçerek en yüksek bütçeye sahip 14. kamu idaresi olarak geçmektedir.

 

 

MEB toplam bütçe teklifinde ikinci sırada yer alırken personel ödemelerinde ilk sırada yer almaktadır. Buna göre MEB toplam ödeneğin %73,87’sini yani yaklaşık %74’ünü personel harcamalarına ayırmaktadır. %9 Sosyal Güvenlik Devlet Primi Giderleri de eklendiğinde personel giderleri %83’e ulaşmaktadır. MEB bütçesinin ikinci büyük tavan teklifi almış olması ülkede eğitime, eğitim yatırımlarına verilen önemi değil, personel sayısının gerektirdiği bir bütçe olduğunu ortaya koymaktadır.

 

 

Türkiye’de toplam 17 bakanlık bulunmakta ve 2026 yılı için Diyanet İşleri Başkanlığı bütçe teklifi, bu 17 bakanlık içinde en düşük bütçe teklifine sahip olan Kültür ve Turizm Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı’nın toplam bütçe teklifinden fazladır.

 

Bütçe teklifi 174.389.341.000 olan Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesi aynı zamanda sekiz bakanlığın bütçesinden (Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı,  Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Enerji Ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı)fazladır.

 

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI 2026, 2027 VE 2028 YILI BÜTÇESİ ÖDENEK TEKLİF TAVANLARI

 

 

MEB bütçesi içinde en yüksek pay personel giderlerine ait olurken yatırım harcaması olan sermaye giderlerinin payı %8,25 olmuştur. 

 

 

MEB bütçesinden yatırıma ayrılan pay 2002 yılında %17,8 iken 2004 itibariyle bu oran hep tek haneli olmuş, 2025 yılına göre 2026 yılında yatırıma ayrılan pay azalmıştır.

 

 

Not: MEB personel giderlerine %9 Sosyal Güvenlik Devlet Primi Giderleri eklenmiştir.

MEB bütçesinden en fazla pay personel giderlerine ayrılırken Cumhurbaşkanlığı bütçesinden personele ayrılan pay sadece %21,15 olmaktadır. Buna karşılık Cumhurbaşkanlığı bütçesinden en fazla pay mal ve hizmet alım giderlerine ayrılırken bu pay MEB bütçesinde (134 milyar 194 milyon 275 bin TL) yani bütçenin %7 bile değildir.

 

SONUÇ:

Eğitim bütçesi, bir ülkenin geleceğe yönelik en önemli yatırımlarından biridir. Ancak, AKP’nin 23 yıllık bilinçli politikaları nedeniyle, eğitimde derinleşen krizler giderek daha belirgin hale gelmiştir. 2026 bütçe teklifi de bu sorunların çözümüne katkı sağlamaktan çok uzaktır ve eğitimde yaşanan piyasalaşma sürecinin artarak devam edeceğini, velilerin üzerine yüklenen eğitim harcamalarının artacağını göstermektedir.

 

2024 ve 2025 bütçeleri; okullarda yaşanan fiziki yetersizlikleri, öğretmen açığını, öğrencilerin barınma ve beslenme sorunlarını çözmedi. Bir öğün yemek ve temiz su hakkını bile sağlamadı.


Okulların güvenli, sağlıklı ve çağdaş ortamlara dönüşmesi için gerekli yatırımlar yapılmadı. Yoksulluk derinleşirken, öğrenci destekleri azaldı. Öğretmen atamaları yetersiz kaldı, ücretli öğretmenlik uygulaması yaygınlaştırılarak öğretmenler güvencesizliğe mahkum edildi.

 

2026 bütçe teklifine göre, Milli Eğitim Bakanlığı toplam bütçe teklifinde ikinci sırada yer almasına rağmen, bütçesinin %83’ü personel giderlerine, yalnızca %8,25’i yatırım harcamalarına ayrılmıştır. Her yıl eğitime bütçeden en çok payın ayrıldığı vurgulansa da bu payın yüzde 83’ü zorunlu olarak doğrudan personel harcamalarına gitmektedir. Bu haliyle bile yoksulluk sınırının altında olan ücretlerle eğitim emekçilerinin yaşam standartları daha da gerilemektedir.

 

Yani eğitimde nitelik artışı sağlayacak yatırımlar bir kez daha geri planda kalmıştır. 2002’de yatırıma ayrılan pay %17,8 iken, 2026 itibarıyla bu oran tek hanede kalmıştır. Bu tablo, eğitime verilen önemin rakamlarda değil, sözlerde kaldığını göstermektedir. MEB istatistiklerine göre bugün 15.366.143 öğrenci, 1.009.671 öğretmen ve 59.336 okulun ihtiyaçlarının karşılanması için bütçenin bütünlüklü olarak artırılması gerekmektedir.

 

Öte yandan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 174 milyar TL’yi aşan bütçesi, sekiz bakanlığın toplam bütçesinden daha fazladır. Kültür, Turizm, Bilim, Sanayi gibi alanlar kaynak sıkıntısı yaşarken, Diyanet’in bütçesi birçok temel kamu hizmetinin önüne geçmiştir.
Bu durum, bütçenin adaletli, akılcı ve kamu yararına bir şekilde hazırlanmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

 

İşte tüm bu nedenlerle, 2026 yılı bütçesi artık aynı anlayışla hazırlanamaz.
Eğitim bütçesi, tasarrufun değil yatırımın alanı olmalıdır. Kaynaklar yandaş müteahhitlere, lüks araçlara, israfa değil; çocukların, eğitim emekçilerinin, bilimin hizmetine sunulmalıdır.

 

Bu ülkenin geleceği, gösterişli protokollerde, saray bütçelerinde değil; okullarda, sınıflarda, laboratuvarlarda yazılır.
Bir ülkenin itibarı, makam araçlarının sayısıyla değil; öğretmeninin refahıyla, öğrencisinin doyduğu yemekle, okulunun ışığıyla ölçülür.

 

2026 yılı bütçesi, çocukların, öğretmenlerin, halkın lehine oluşturulmalıdır.
Yeni okullar yapılmalı, derslik sayısı artırılmalı, öğretmen açığı kapatılmalı, öğrenci destekleri genişletilmelidir.
Beslenme, barınma, ulaşım gibi temel ihtiyaçlar, kamusal hizmetin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalıdır.

 

Eğitim bütçesi sadece rakamlarla değil, bu ülkenin geleceğiyle ilgilidir.

 

Eğitime ayrılan bütçenin artırılması, kaynakların verimli kullanılması ve eğitimin tüm bileşenlerinin ihtiyaçlarının karşılanması zorunluluktur. Öğrencilerimizin sağlıklı, güvenli ve eşit bir eğitim alabilmesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

 

Unutulmamalıdır ki; eğitime yatırım, geleceğe yatırımdır.

 

Kadem ÖZBAY
Genel Başkan