MEHMET BİLGİLİ ÖĞRETMENİMİZ İÇİN OSMANİYE’DEYDİK
ÖRGÜTLENME ÇALIŞMALARI KAPSAMINDA BAYBURT'DAYDIK
BİR ÖĞRETMEN DAHA OKUL BAHÇESİNDE KATLEDİLDİ! OKULLARDA CAN GÜVENLİĞİMİZ YOK!
DEPREM TAZMİNATI VE ARTIRIMLI FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİNDE KAPSAM DIŞINDA BIRAKILAN İLLER İÇİN AÇTIĞIMIZ DAVAYI KAZANDIK!
KOCAELİ 1 NOLU ŞUBE İŞ YERİ TEMSİLCİLERİ EĞİTİMİNİ GERÇEKLEŞTİRDİK!
29 Eylül 2026
Eğitim-İş olarak, Farabi Anadolu Lisesinin bahçesinde silahlı saldırı sonucu katledilen öğretmenimiz Mehmet Bilgili için; okullarda tırmanan şiddete, alınmayan güvenlik tedbirlerine, kâğıt üzerinde kalan protokollere ve can güvenliğimizin yok sayılmasına karşı Osmaniye’deydik.
Gerekçesi ne olursa olsun; faili kim olursa olsun, bir öğretmenin okul bahçesinde katledilmesi asla “münferit bir olay” olarak geçiştirilemez. Okul bahçesine tabancayla girilebilmesi, kameralar önünde alındığı iddia edilen tedbirlerin sahada karşılığının olmadığını bir kez daha acı bir şekilde gözler önüne sermiştir.
Okullarda can güvenliğimizin sağlanması, gerekli tedbirlerin acilen alınması ve “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” taleplerimizi bir kez daha dile getirmek için; Genel Sekreterimiz Seher Ergin, Genel Özlük-Hukuk ve TİS Sekreterimiz Yeliz Toy, Osmaniye Şube Başkanımız Adem Yücel, çevre illerden gelen şube başkanlarımız, yöneticilerimiz ve üyelerimizin katılımıyla Osmaniye İl Milli Eğitim Müdürlüğü önündeydik.
Genel Sekreterimiz Seher Ergin’in basın açıklamasının tamamı şöyle:
“Değerli Basın Emekçileri, Şube İl Temsilciliklerimizin Kıymetli Başkanları, Yöneticileri.
Bugün bir kez daha bir eğitim emekçisinin acısını yaşıyoruz.
Osmaniye Farabi Anadolu Lisesinde görev yapan meslektaşımız Mehmet Bilgili, görev yaptığı okulun bahçesinde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi.
Görevinin başında, öğrencilerinin ve meslektaşlarının arasında, çalıştığı okulun bahçesinde yaşamdan koparılan Mehmet Bilgili öğretmenimize rahmet; ailesine, yakınlarına, çalışma arkadaşlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim camiasına başsağlığı diliyoruz.
Bu ülkede öğretmenler artık okula sağ salim eve dönüp dönemeyeceğini düşünerek gidiyor.
Çocuklarımız okula şiddetin ve güvensizliğin gölgesinde giriyor.
Ve biz aylardır, yıllardır aynı şeyi söylüyoruz:
Okullarda can güvenliğimiz yok!
Osmaniye Valiliği tarafından saldırının nedeninin “kişisel husumet” olduğu açıklanmıştır.
Ancak saldırının sebebi ne olursa olsun değişmeyen bir gerçek vardır:
Bir öğretmen, görev yaptığı okulun bahçesinde silahlı saldırıya uğramış ve hayatını kaybetmiştir.
“Bu kişisel husumettir” denilerek sorumluluk alanı daraltılamaz.
Çünkü o silah bir okulun bahçesine girmiştir.
Çünkü o kurşun görevinin başındaki bir öğretmene sıkılmıştır.
Çünkü bir eğitim emekçisi, güvenli olması gereken çalışma alanında yaşamını yitirmiştir.
Dolayısıyla tartışılması gereken yalnızca saldırının nedeni değil; bir silahın okul bahçesine kadar nasıl ulaşabildiği, okulun güvenliğinin neden sağlanamadığı ve eğitim emekçilerinin can güvenliğinin neden korunamadığıdır.
Sebebi ne olursa olsun, bir öğretmen okul bahçesinde öldürüldüyse ortada yalnızca “kişisel” bir mesele yoktur.
Ortada kamusal bir güvenlik sorunu vardır!
Ortada korunamayan bir öğretmen vardır!
Ortada içine silah girebilen bir okul vardır!
Ortada yerine getirilmeyen bir kamu sorumluluğu vardır!
Dolayısıyla “Kişisel husumet” demek, bu sorumluluğu da ortadan kaldırmayacaktır.
Daha dün Van’dan gelen haber, içinde bulunduğumuz tablonun ne kadar ağır olduğunu bir kez daha göstermiştir. Henüz 7. sınıf öğrencisi bir çocuk, okula pompalı tüfekle giderken velilerin dikkati sayesinde fark edilmiş ve olası bir facia önlenmiştir.
Şimdi soruyoruz:
Daha kaç okulun bahçesinden cenaze çıkacak?
Daha kaç öğretmen ve öğrenci saldırıya uğrayacak?
Daha kaç çocuk okul kapısından silahla girecek?
Can güvenliğimizin sağlanması için daha ne olması bekleniyor?
UYARDIK, ÖNLEM ALIN DEDİK!
Geçtiğimiz nisan ayında peş peşe yaşanan şiddet olaylarının ardından uyardık.
“Önlem alın!” dedik.
Manisa’da öğrencilerimizin yaralandığı silahlı saldırının ardından alanlara çıktık,
Millî Eğitim Bakanlığının önünden haykırdık:
“OKULLARDA CAN GÜVENLİĞİMİZ YOK!”
Yaz tatili boyunca okulların güvenlik açıklarının giderilmesini, okullarda kadrolu ve nitelikli güvenlik personeli görevlendirilmesini, eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğinin sağlanmasını istedik.
Peki ne yaptılar?
Yaz tatili geçti.
Aylar geçti.
Okullar yeniden açıldı.
Kadrolu güvenlik personeli istihdam edilmedi.
Okullardaki güvenlik açıkları giderilmedi.
Kapsamlı bir şiddet eylem planı hazırlanmadı.
Sonra 7 bakanlık kameraların karşısına geçti.
İmzalar atıldı.
Fotoğraflar çekildi.
“Tedbirler alındı” denildi.
Aradan yalnızca bir hafta geçti.
Bilanço ortadadır:
Okul bahçesinde katledilen bir öğretmen…
Silahlı saldırıda yaralanan 11 öğrenci…
Ve velilerin dikkati sayesinde okul kapısından içeri girmesi engellenen pompalı tüfekli bir çocuk…
Artık yeter!
Protokol imzalamak önlem almak değildir.
Kameralar karşısında poz vermek okul güvenliğini sağlamak değildir.
Kâğıt üzerinde alınan kararlar, sahada karşılığı yoksa hiçbir eğitim emekçisini ve öğrenciyi korumaz.
Sayın Yusuf Tekin,
Öğretmenin kıyafetiyle uğraşacağınıza öğretmenin can güvenliğiyle uğraşın!
Müfredat dayatmalarıyla uğraşacağınıza okulların kapısından içeri giren silahlarla uğraşın!
Öğretmeni baskı altına alacağınıza öğretmeni koruyun!
Çünkü bir Milli Eğitim Bakanının ilk sorumluluklarından biri, öğretmeninin ve öğrencisinin güvenli bir okulda eğitim verebilmesini ve eğitim görebilmesini sağlamaktır.
Bir öğretmenin okul bahçesinde öldürüldüğü ülkede bize “güvenlik protokolü” anlatmayın!
Bir çocuk okula pompalı tüfekle giderken bize “tedbir aldık” demeyin!
Öğrenciler okul önlerinde kurşunlarla yaralanırken bize “okullarımız güvenli” demeyin!
Değil!
Okullarımız güvenli değil.
Öğretmenlerimiz güvende değil.
Çocuklarımız güvende değil.
Ve bunun sorumluluğunu birkaç cümlelik açıklamalarla, “kişisel husumet” ifadeleriyle, imza törenleriyle üzerinizden atamazsınız.
Eğitim-İş Olarak Bizler;
Her okula ihtiyacı karşılayacak sayıda kadrolu güvenlik personeli istiyoruz.
Eğitimde şiddete karşı günü kurtaran tedbirler değil, uygulanabilir ve denetlenebilir kapsamlı bir şiddet eylem planı istiyoruz.
Ruhsatsız silahların bu kadar kolay dolaşımda olduğu, çocukların dahi pompalı tüfeklere ulaşabildiği bu düzenin sorgulanmasını istiyoruz.
Okulların güvenliğinin tesadüflere, velilerin dikkatine, öğretmenlerin kendi çabasına bırakılmasına son verilmesini istiyoruz.
Bunlar lütuf değildir.
Bunlar bir öğretmenin, bir öğrencinin, bir yurttaşın yaşam hakkının gereğidir.
Biz meslektaşlarımızın ardından başsağlığı mesajları yayımlamak istemiyoruz!
İhmali bulunanların, sorumluluğunu yerine getirmeyenlerin, bütün uyarılarımıza rağmen gerekli tedbirleri almayanların peşini bırakmayacağız.
Bir öğretmen daha öldürülmeden,
bir çocuk daha yaralanmadan,
bir okulun bahçesinden daha cenaze çıkmadan
gereken önlemleri alın!
Çünkü bundan sonra “bilmiyorduk” diyemezsiniz.
“Öngöremedik” diyemezsiniz.
“Hazırlıksız yakalandık” diyemezsiniz. Öfkemiz büyük. Ve mücadelemiz, okullarımız güvenli hale gelene kadar sürecek.”