YÖNETİCİ ATAMA SÜRECİNDEKİ HAKSIZLIKLARA VE HAFTA SONU ZORUNLU EĞİTİM ANGARYASINA SON VERİLMELİDİR!
MEB'den Muhakkiklik Göreviyle ilgili Düzenleme Talep Ettik!
MEB KEYFİ OKUL KAPATMA KARARLARINA DEVAM EDİYOR!
SAFRANBOLU’DA ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİ VE TARİHİ MİRAS GASP EDİLİYOR!
Bu Ülkenin Kurucu Değerleri Taratışmaya Açık Değildir!
10 Haziran 2026
Milli Eğitim Bakanlığı’nın liyakatten ve planlamadan uzak, eğitim emekçisinin düzenini ve sorunlarını göz ardı eden Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme sürecindeki sorunlar büyümeye devam ediyor.
Saha araştırmalarımız ve üyelerimizden gelen yoğun şikayetler göstermektedir ki liyakat, eşitlik ve dinlenme hakkını hiçe sayan bu uygulamalar; eğitim emekçilerini hem mesleki hem de özel hayatlarında tükenmişlik noktasına getirmektedir.
Bakanlık tarafından planlanan Yönetici Yetiştirme Programı, 16 Mayıs – 14 Haziran 2026 tarihleri arasında 64 saatlik yüz yüz eğitim yüküyle tamamen hafta sonlarına sıkıştırılmıştır. Eğitim-İş olarak program başlamadan önce eğitim-öğretim faaliyetlerinin aksamaması, özel hayatın korunması ve anayasal bir hak olan dinlenme hakkının gözetilmesi adına eğitimlerin çevrimiçi/uzaktan modele geçirilmesi talebimizi resmi yazıyla ilettik. Ancak, Bakanlık bu yapıcı ve haklı talebimize kulak tıkamıştır. Sene sonu işlemlerin ve merkezi sınavlarınyapıldığı, yılın en yoğun dönemde haftanın 7 günü mesai yapmaya zorlanan eğitim emekçileri bir kez daha plansızlığın kurbanı edilmektedir.
İktidarın büyük övgülerle kamuoyuna tanıttığı, eğitim programını hazırlamakla yükümlü Milli Eğitim Akademisi ise henüz ilk görevinde sınıfta kalmıştır. Barınma ve ulaşım en temel gereksinimlerin göz ardı edildiği bu programlar, yalnızca il merkezlerinde düzenlenerek eğitim emekçilerini yüzlerce kilometre yola mecbur bırakmıştır. Teknolojinin ve içinde bulunduğumuz çağın sunduğu imkanları göz ardı eden bu ilkel planlama, yöneticiler ve eğitim emekçileri için bir eğitimden ziyade cezaya dönüşmüş durumdadır.
Sağlık sorunları, doğum izni ve refakat gibi insani ve özel mazeretleri bulunan yöneticiler ve adaylar için telafi programı düzenlenmesi ve devamsızlık kurallarının esnetilmesi talebimiz de karşılıksız bırakılmıştır. Üstelik iller arasında uygulama birliği sağlanamamış; kimi illerde esnek, kimi illerde ise katı yaklaşımlar sergilenerek eşitlik ilkesi açıkça çiğnenmiştir.
Sürecin en sorunlu kısımlarından biri de Ek Yönetici Değerlendirme Formu üzerinde yapılan puanlamalardaki objektiflikten uzak, şaibeli uygulamalardır. “Patent ve Proje” adı altında kâğıt üzerinde yapılmış gibi gösterilen suni işlemlerle, malum yandaş sendika üyelerine avantaj sağlandığı saha çalışmalarımızda tespit edilmiştir. Deneyimli yöneticilerin birikimi ve emeği yok sayılırken; bazı adayların haksız puanlarla öne geçirilmesi liyakati yerle bir etmekte, adalet duygusunu zedelemektedir. Daha önceki senelerde Temel Eğitim'de puanlandırılan "Sosyal Sorumluluk Projeleri" son dakika alınan bir görüş yazısı ile Temel Eğitim için iptal edilmiş ve yalnızca Ortaöğretim için puanlandırılmıştır. Önceden duyurulmayan bu uygulama nedeniyle Temel Eğitim'de sosyal sorumluluk projesi hazırlamak üzere emek veren eğitimcilerin puanları silinmiş, emekleri yok sayılmıştır.
Bu uygulamalar; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun dinlenme hakkı, angarya yasağı ve eşitlik ilkelerine; anayasanın 10. Maddesine ve Hizmet İçi Eğitim Yönetmeliği’ne açıkça aykırıdır.
Eğitim emekçilerini yılgınlığa sürükleyen bu hukuksuz düzene seyirci kalmayacağız.
Eğitim-İş olarak taleplerimiz nettir:
- Yönetici Yetiştirme Programı’nın sonraki süreçlerinde zaman kaybetmeksizin uzaktan/çevrimiçi eğitim modeline geçilmelidir.
- Mazeretli katılımcılar için acil çözümler üretilmeli, devamsızlık kuralları esnetilmelidir.
- Keyfi uygulamalara son verilmeli, iller arasında uygulama birliği sağlanmalıdır.
- Ek Değerlendirme Formu yeniden düzenlenerek; objektif, şeffaf ve liyakate dayalı hale getirilmelidir.
- Süreç boyunca mağdur edilen tüm eğitim emekçilerinin hak kayıpları giderilmelidir.
Liyakate, eşitliğe ve emeğe dayalı yönetici atama sistemi inşa edilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Tüm eğitim emekçilerini bu haksızlıklara karşı dayanışmaya davet ediyoruz.
MERKEZ YÖNETİM KURULU