CUMHURİYET VE EMEK MÜCADELESİNİN ÖNCÜSÜ EĞİTİM-İŞ 21 YAŞINDA
YENİ PARTİ GİRESUN MİLLETVEKİLİ ELVAN IŞIK’TAN SENDİKAMIZA ZİYARET
EKRANLARI KARARTMAK GERÇEKLERİ KARARTMAYA YETMEZ!
BİRLEŞİK EMEKLİLER SENDİKASI’NIN YANINDAYIZ
MAHKEME, İMAM HATİP ORTAOKULLARINDA “HAZIRBULUNUŞLUK SINAVI” UYGULAMASINI DURDURDU!
16 Ekim 2026
17 Ekim 2005’te aydınlık bir Türkiye umuduyla çıktığımız uzun yürüyüşte sendikamız Eğitim-İş, bugün 21. yaşını kutluyor. Kuruluşumuzdan bu yana eğitim emekçilerinin gür sesi, Cumhuriyet devrimlerinin ve emeğin tavizsiz savunucusu olan sendikamız; 155 bin üyesiyle, ülkenin dört bir yanına kök salmış koca bir çınara dönüştü.
Yola çıkışımız 2005 olsa da bu çınarın kökleri, yüzyılı aşan öğretmen mücadelesine dayanıyor. Encümen-i Muallimîn’den TÖS’e, TÖB-DER’den 12 Eylül faşizminin ardından kurulan ilk sendika olan Eğitim-İş’e uzanıyor.
Anadolu’nun dört bir yanında yükselen aydınlanma devrimi Köy Enstitüleri’nden, “yalvarmadan, el açmadan, boyun eğmeden” hak arayışına uzanan mücadele mirasımız, bugün de yolumuza ışık tutmaya devam ediyor.
Eğitim-İş, “söylemiyle etkin, eylemiyle cesur, temsiliyetiyle güçlü bir sendika” olma hedefiyle çıktığı yolda, mücadele alanını okul duvarlarıyla sınırlamadı. Çünkü devraldığımız miras bizlere bir şey öğretti:
Okulun derdi toplumun derdidir. Eğitim mücadelesi aydınlık bir toplum mücadelesidir.
Bu yıl, okulun toplumdan yalıtılmış bir ada olmadığı, birçok kez daha kanıtlandı. Öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz en güvenli yer olması gereken okullarda hayatını kaybetti.Okul sıralarında olması gereken küçük bedenler MESEM’lerde iş cinayetine kurban gitti; emekçiler alın terinin karşılığını alamadı; halkımızın iradesi türlü oyunlarla gasp edildi. Tüm bunlar laik ve bilimsel eğitimi tasfiye eden, emeği değersizleştiren, insan canı önüne kârı koyan aynı düzenin sonucudur. Bu nedenle Eğitim-İş’in mücadelesi hiçbir zaman okul kapısında bitmedi, bitmeyecektir.
Bu bilinçle; hakkını arayan işçiyle, yoksullaştırılan emekliyle, geleceği elinden alınan öğrenciyle, bilimsel özgürlüğü engellenen akademisyenle ve susturulmak istenen gazeteciyleomuz omuza durduk, durmaya devam edeceğiz. Halk iradesini, demokrasiyi ve barışı savunduk, savunmaya devam edeceğiz.
Çünkü öğretmen yalnızca sınıfının değil, toplumun da öğretmenidir. TÖS’ün ve TÖB-DER’inbize bıraktığı en değerli miras budur.
İlkelerinden taviz, kararlılığından ödün vermeden büyüyen sendikamız Eğitim-İş, attığı her adımda Cumhuriyet’in eğitim emekçilerine emanet ettiği aydınlanma meşalesini taşıyor. Ülkemizi ve emekçi halkımızı ilgilendiren her konuda emekten, demokrasiden ve Cumhuriyet’in devrimci ilkelerinden yana net bir duruş sergiliyor. Bizi bugünlere taşıyan bu duruşumuzdur.
Bugün eğitim, piyasacı ve gerici politikalarla kuşatılmak isteniyor. Zorunlu eğitim süresi ve karma eğitim tartışmaya açılıyor, çocuklarımız okuldan koparılıp ucuz iş gücüne dönüştürülüyor, okullar tarikat ve cemaatlerin arka bahçesine dönüştürülmek isteniyor. Tüm bunlar laik, bilimsel ve kamusal eğitim ısrarımızda ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha gösteriyor. Çünkü özgür yurttaşlar, ancak demokratik bir toplumda yetişebilir.
Laik, bilimsel ve kamusal eğitim, aydınlık yarınlar mücadelemizdeki ısrarımız nedeniyle, eğitimi piyasaya ve gericiliğe teslim etmek isteyen iktidar, karşısındaki en büyük engel olarak Eğitim-İş’i görüyor. Üyemiz olsun ya da olmasın, tüm eğitim emekçileri haksızlığa uğradıklarında Eğitim-İş’in örgütlü gücüyle yanlarında olacağını biliyor. Doğru yolda olduğumuzun en güçlü kanıtı budur.
Bu inançla, Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün geleceği emanet ettiği eğitim emekçileri olarak, İsmail Hakkı Tonguç’tan, Fakir Baykurt’tan, aydınlanma mücadelesine ömrünü adamış nice eğitim emekçisinden devraldığımız mirası yarınlara taşımaya devam edeceğiz.
Aydınlık yarınlarımızı karanlığa sürüklemeye çalışanlara karşı gücünü haklılığından ve örgütlü iradesinden alan sendikamız Eğitim-İş, Cumhuriyetimizin ve emeğin yılmaz savunucusu olmaya devam edecek; “tam bağımsız sendikacılık, tam bağımsız Türkiye” ilkesiyle uzun yürüyüşümüz sürecektir.
21 yıldır onurlu mücadelemizi omuzlayan üyelerimize, şube ve temsilciliklerimize, kurucularımıza ve yolumuzu aydınlatan öncü kuşaklara teşekkür ediyoruz.
Hep birlikte büyüttüğümüz örgütlü mücadelemiz, inanıyoruz ki daha büyük zaferlerle taçlanacaktır.
Eğitim-İş’in mücadelesi, Cumhuriyet ve emek mücadelesidir.
Yaşasın Eğitim-İş!
Yaşasın Cumhuriyet!
İlelebet Cumhuriyet!
MERKEZ YÖNETİM KURULU