11 Temmuz 2026
Milli Eğitim Bakanlığı’nın "liyakati güvence altına alma" iddiasıyla kurduğu Milli Eğitim Akademisi, henüz ilk uygulamasında öğretmenlerimizi mağdur eden, hukuki süreçleri hiçe sayan ve şeffaflıktan uzak bir bürokratik engele dönüşmüştür. İlk defa yönetici görevlendirme sürecinde aday listelerinin puanları gizlenerek açıklanması, niyetin liyakat değil "sadakat" olduğunu açıkça göstermektedir. Ancak Akademi’nin yarattığı tahribat yalnızca bu şeffaflıktan uzak listelerle sınırlı değildir.
Eğitim-İş olarak, eğitim yönetimini güvencesizleştiren bu yeni “Akademi” modeline ve mevcut Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’ndeki hukuksuzluklara karşı temel itirazlarımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz:
EKYS Emekleri Gasp Ediliyor, “Akademi Sonu Sınavı” ile İkinci Bir Eleme Tuzağı Kuruluyor
Öğretmenlerimiz aylarca emek vererek ÖSYM’nin düzenlediği Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme Sınavı’nda (EKYS) liyakatlerini kanıtlamışken, Bakanlık bu somut başarıyı yok saymaktadır. Ulusal çapta ve objektif bir ölçme aracı olan EKYS, yeni yönetmelikle yalnızca bir "baraj" seviyesine indirgenmiş; 8 günlük göstermelik bir eğitimin ardından dayatılan “Yönetici Yetiştirme Programı Sonu Değerlendirme e-Sınavı” ise nihai atama puanını belirleyen ana mekanizma haline getirilmiştir. Amaç nitelikli yönetici yetiştirmek değil, EKYS’de yüksek puan alan liyakatli eğitimcileri belirsiz ve keyfi bir ikinci sınavla sistem dışına itmektir. Bu durum, ölçme-değerlendirme ilkelerine aykırı olduğu gibi, öğretmenlerimizin binlerce saatlik emeğini de cezalandırmaktır.
Dayatmacı Program Seçimiyle Tercih ve Esneklik Hakkı Gasp Ediliyor
Yönetici adaylarına getirilen "tek bir eğitim programı seçme zorunluluğu" hakkaniyetli seçim hakkının açık bir gaspıdır. Öğretmenlerin branşlarını, deneyimlerini, kişisel koşullarını hiçe sayan bu dayatma, adayları tek alternatife mahkûm etmektedir. Eğitimcilerin kendi mesleki gelişimlerine ve ihtiyaçlarına göre tercih yapamadığı bir yetiştirme programının "akademi" vizyonuyla uzaktan yakından ilgisi yoktur.
8 Güne Sıkıştırılmış Eğitim, Eğitimciler için Lojistik ve Mali Bir Külfettir
Yıllarca sürecek okul yönetimi, mevzuat bilgisi ve bütçe idaresi gibi hayati konuların yalnızca 8 günlük bir blok programa sığdırılması, eğitim bilimiyle bağdaşmamaktadır. Üstelik bu programın hemen ardından alelacele sınava geçilmesi, Akademi’yi aşılması gereken bir "bürokratik formaliteye" indirgemektedir. Madem bu kısa süreç temel bir "oryantasyon"danibarettir, eğitimler neden ÖBA üzerinden dijital ortamda yapılmamıştır? Öğretmenlerimizin bu kısa program için tatil döneminde yüz yüze eğitime katılması maddi manevi bir külfettir.
Ortak Akıl Yok Sayılıyor, Kaos Büyüyor
Aday listelerinin puan sıralaması yapılmadan, gizemli bir şekilde açıklanması, torpil ve keyfilik iddialarını güçlendirmektedir. Mevcut yönetmelik, sendikalar ve eğitim paydaşlarıyla istişare edilmeden, "ben yaptım oldu" mantığıyla hazırlanmış ve yargı itirazları sürerken alelacele uygulamaya konulmuştur. Bu yaklaşım, eğitimde istikrarı bozmaktan ve sürekli bir dava ve kaos sarmalı yaratmaktan başka bir işe yaramamaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığına sesleniyoruz:
Şeffaf olmayan listelerle, EKYS’yi hiçe sayan ikinci sınav dayatmalarıyla, tek tipçi kısıtlamalar ve liyakati zedeleyen bu uygulamalarla eğitimde reform yapılamaz.
Eğitim-İş olarak MEB’i ivedilikle aday listelerini puanlarıyla birlikte şeffaf bir biçimde açıklamaya ve eğitim paydaşlarının hukuki taleplerini dikkate alarak yönetmelikleri adil bir zemine oturtmaya davet ediyoruz. Eğitim çalışanlarının haklarını korumak için meşru, hukuki ve demokratik tüm haklarımızı sonuna kadar kullanacağımızı kamuoyuna ilan ederiz.
MERKEZ YÖNETİM KURULU