19 Eylül 2026
Milli Eğitim Bakanı tarafından bu yıl il emri verilmeyeceğinin duyurulması; mazereti bulunan binlerce eğitim emekçisini ve ailelerini bir kez daha mağdur etmiştir.
Aile birliği, öğretmenlerin en temel mazeretlerinden ve vazgeçilemez haklarından biridir. Eşlerin ve çocukların birbirinden ayrı kalmasına yol açan bu kararın geri çekilmesi ve yaratılan mağduriyetin ivedilikle giderilmesi zorunludur.
Bakanlık, plansızlığının ve liyakatsizliğinin faturasını eğitim emekçilerine kesmeye devam etmektedir. Her fırsatta "ailenin kutsallığından" söz eden, meydanlarda aile kurumuna dair nutuklar atan siyasi iktidar; söz konusu öğretmenler olduğunda benimsediği bu ilkeleri tamamen rafa kaldırmaktadır. Bir yanda aile yılı ilan edilip çocuk teşvikleri öne çıkarılırken, diğer yanda binlerce öğretmenin eşinden ve çocuğundan kilometrelerce uzakta yaşamaya mahkûm etmek; anne babaları çocuklara, çocukları anne babaya hasret bırakan bir çelişkidir.
Aile birliğinin yanı sıra sağlık, can güvenliği ve engellilik gibi haklı mazeretleri resmî belgelerle sabit olan meslektaşlarımız; il ve ilçe emrinin verilmeyeceğinin açıklanmasıyla belirsizliğe ve çaresizliğe terk edilmiştir. Mazeretleri ve mağduriyetleri görmezden gelmek; öğretmenlerin aile bütünlüğünü, sağlık hakkını ve temel yaşam düzenini doğrudan tehdit eden bir vurdumduymazlıktır.
Milli Eğitim Bakanlığı ve siyasi iktidar şunu çok iyi bilmelidir ki; mazerete bağlı yer değiştirme hakkı idarenin keyfi bir lütfu değil, Anayasa’nın 41. maddesiyle güvence altına alınmış anayasal bir haktır. Eğitim emekçileri, aileleriyle aynı çatı altında insanca bir yaşam sürmeyi talep etmektedir. Öğretmeni ailesi ile mesleği arasında bir tercih yapmaya zorlayan bu anlayış; meslek onurunu ve çalışma barışını hiçe sayan bir dayatmadır.
Bakanlığa daha önce, mazeret tayinleri konusundaki sorunları ve çözüm önerilerimizi ilettik. Yaratılan mağduriyetler, mazeret tayini hakkının doğrudan gereği olarak il ve ilçe emrinin derhal uygulanması ve sorunun kökten çözülmesiyle son bulabilir.
Eğitim-İş olarak, MEB’in kendi sorumsuzluğunun, plansızlığının ve liyakatsizliğinin faturasını eğitim emekçilerine ödetmesine asla izin vermeyeceğiz!
MERKEZ YÖNETİM KURULU