Mülakat Mağduru Öğretmenlerin Mücadelesi Sonuç Verdi: Şimdi Sıra Kadrolu Atamada

12 Ağustos 2026

İki yılı aşkın süredir öğretmenlik hakkı için direnen 1.611 öğretmenin mücadelesi, sonunda iktidarı geri adım atmak zorunda bıraktı. Bu süreç, yalnızca bir grup öğretmenin yaşadığı mağduriyetin değil, mülakat düzeninin nasıl bir adaletsizlik mekanizmasına dönüştüğünün de açık göstergesidir.


Eğitim-İş olarak en başından beri “Öğretmenin geleceği, birkaç dakikalık bir mülakatın insafına bırakılamaz” dedik. Öğretmenlik mesleği; liyakat, eşitlik ve objektif ölçütler üzerinden yürütülmesi gereken kamusal bir görevdir. Mülakat sistemi ise bu temel ilkeleri zedeleyerek binlerce öğretmenin emeğini, umudunu ve geleceğini belirsizliğe mahkûm etmiştir.


Bugün gelinen noktada 1.611 öğretmenimizin mücadelesiyle bir adım atılmış olması önemlidir. Ancak açıklanan yöntemin kendisini kalıcı bir hak teslimi olarak görmemiz mümkün değildir.


Mülakat mağduru öğretmenler doğrudan kadrolu olarak atanmak yerine PİKTES kapsamında geçici süreli öğretici olarak istihdam edilecek, yapılan açıklamalara göre belirli bir sürenin ardından Millî Eğitim Bakanlığı kadrolarına geçirilecektir.


Oysa bu öğretmenlerin talebi yeni bir proje kapsamında geçici istihdam edilmek değil; mülakatla ellerinden alınan kadrolu öğretmenlik haklarının eksiksiz biçimde teslim edilmesidir.


Bu nedenle kadroya geçiş; hiçbir belirsizliğe, yeni bir değerlendirmeye ya da yeni bir mağduriyet ihtimaline bırakılmadan, hukuki ve idari güvencesi açık biçimde düzenlenmeli ve en kısa sürede gerçekleştirilmelidir.


Ayrıca bu süreç, yıllardır PİKTES kapsamında görev yapan ve kadro bekleyen öğretmenlerle mülakat mağduru öğretmenleri karşı karşıya getirecek biçimde yürütülmemelidir. Bir öğretmenin hakkı, başka bir öğretmenin hakkından eksiltilerek teslim edilemez. PİKTES kapsamında çalışan öğretmenlerin kadro talebi de karşılanmalı; 1.611 öğretmenimizin kadroya alınması, önümüzdeki dönemlerde yapılacak öğretmen atamalarının kontenjanından düşülmemelidir.


Millî Eğitim Bakanlığı'nı bir kez daha uyarıyoruz:


Mülakatla yarattığınız adaletsizliği öğretmenlere yeni bir bekleyiş dayatarak çözemezsiniz.


Yıllardır uygulanan mülakat sistemi, yetersiz öğretmen atamaları ve plansız istihdam politikaları nedeniyle oluşan sorunların bedeli öğretmenlere ve bu ülkenin çocuklarına, gençlerine ödetilemez. Türkiye'nin öğretmen açığı ortadayken öğretmenleri “atanmayan” konumuna mahkûm eden anlayıştan vazgeçilmelidir.


Öğretmen atamalarında mülakat derhal kaldırılmalı, liyakat ve objektif ölçütler esas alınmalı, öğretmenler hak ettikleri kadrolara doğrudan atanmalı ve güvencesiz, geçici istihdam politikalarına son verilmelidir.


Aynı adalet talebimiz özel sektör öğretmenleri için de geçerlidir. Özel okullarda ağır çalışma koşulları altında, düşük ücretlerle ve güvencesizlik içinde çalışan öğretmenlerimizin yıllardır dile getirdiği haklı talepler artık görmezden gelinmemelidir. Başta taban maaş hakkı olmak üzere özel sektör öğretmenlerinin özlük, ücret, çalışma ve sendikal hakları güvence altına alınmalı; öğretmenler patronların insafına terk edilmemelidir. Özel sektör öğretmenlerinin taban maaş talebi bir an önce hayata geçirilmeli, öğretmenlik mesleğinin itibarı ve emeğin değeri korunmalıdır.


Eğitim-İş olarak dün olduğu gibi bugün de hakkını arayan her eğitim emekçisinin yanında olacağız.


1.611 öğretmenimize şimdilik hayırlı olsun. Bu sonucu yaratan direnişin, kararlılığın ve dayanışmanın değerini biliyoruz. Ancak mücadelemiz burada bitmiyor.


Öğretmenler kadrolu atama haklarını eksiksiz alıncaya, mülakat sistemi tamamen ortadan kalkıncaya, PİKTES öğretmenleri kadroya kavuşuncaya, özel sektör öğretmenlerinin taban maaş ve diğer hakları güvence altına alınıncaya ve bu ülkede “atanmayan öğretmen” değil, öğretmenleri atamayan iktidar politikası sorunu sona erinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Mücadele edenlere, direnenlere, dayanışmayı büyütenlere selam olsun.


Hak yerini bulana kadar Eğitim-İş mücadeleye devam edecek.