ÖĞRETMENE ŞİDDETE KARŞI OMUZ OMUZA!

15 Haziran 2026

GALERİ
ÖĞRETMENE ŞİDDETE KARŞI OMUZ OMUZA! | EĞİTİM İŞ ÖĞRETMENE ŞİDDETE KARŞI OMUZ OMUZA! | EĞİTİM İŞ ÖĞRETMENE ŞİDDETE KARŞI OMUZ OMUZA! | EĞİTİM İŞ ÖĞRETMENE ŞİDDETE KARŞI OMUZ OMUZA! | EĞİTİM İŞ ÖĞRETMENE ŞİDDETE KARŞI OMUZ OMUZA! | EĞİTİM İŞ ÖĞRETMENE ŞİDDETE KARŞI OMUZ OMUZA! | EĞİTİM İŞ ÖĞRETMENE ŞİDDETE KARŞI OMUZ OMUZA! | EĞİTİM İŞ ÖĞRETMENE ŞİDDETE KARŞI OMUZ OMUZA! | EĞİTİM İŞ ÖĞRETMENE ŞİDDETE KARŞI OMUZ OMUZA! | EĞİTİM İŞ ÖĞRETMENE ŞİDDETE KARŞI OMUZ OMUZA! | EĞİTİM İŞ

RESİMLERİ GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN ÜSTÜNE TIKLAYINIZ

Eğitim-İş olarak Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu’nun Kurtuluş Parkı’ndaki eylemine katıldık.


En temel demokratik haklardan biri olan ifade özgürlüğü, polis müdahalesiyle engellendi.


Bu müdahale sırasında Genel Örgütlenme Sekreterimiz Bülent Metin ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali ters kelepçeyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.


Hakkını arayan, emeğinin karşılığını talep eden, sesini duyurmak isteyen öğretmenlere yönelik baskıya ve öğretmenleri ayrıştıran politikalara karşı en büyük gücümüz; omuz omuza verdiğimiz örgütlü mücadelemizdir.


Okulların ticarethaneye, öğretmenin ise ucuz iş gücü olarak görülmesine asla izin vermeyeceğiz. İnsanca yaşanacak ücret, taban maaş hakkı ve adil atama sistemi sağlanana dek dayanışmamızı sürdüreceğiz.


Öğretmenlerin adalet talebi suç değildir.


Dayanışma susturulamaz, mücadele barikatlarla, polis şiddetiyle, gözaltıyla bastırılamaz.


Genel Başkanımız Kadem Özbay, Genel Mali Sekreterimiz Doğan Dağdelen, Genel Örgütlenme Sekreterimiz Bülent Metin, Genel Özlük-Hukuk ve TİS Sekreterimiz Yeliz Toy, Genel Eğitim Sekreterimiz Veli Fırat Şimşek ile Genel Basın-Yayın ve Uluslararası İlişkiler Sekreterimiz Hüseyin Selçuk eylemin ardından Enerji Otel önünde polis ablukasına alınan eğitim emekçilerinin yanında yer aldılar.

 

 
Genel Başkanımız Kadem Özbay’ın Kurtuluş Parkı’nda yaptığı açıklama şöyle:


“Değerli dostlar, öncelikle Özel Sektör Öğretmenler Sendikası ve Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu arkadaşlarımızın bu onurlu mücadelesini, sendikamız Eğitim-İş adına selamlıyoruz. İyi ki varsınız, çünkü biliyoruz ki bu mücadele aslında ülkenin geleceği için verilen bir mücadele. Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün de söylediği gibi “Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.” 


Bugün öğretmene verilen değeri de hep birlikte görüyoruz. Okulda yalnızlaştırılan öğretmen, okulda şiddete uğrayan öğretmen, okulda öldürülen öğretmen; bugün devlet otoritesi tarafından kanunsuz bir talimatla meydanlarda haklarını haykırırken polis şiddetine uğrayan öğretmen. Türkiye’nin özeti tam olarak buradadır.


Daha önce de ifade ettiğim gibi ülke adeta açık cezaevine çevrilmiştir. Halka açık parkta da gördüğünüz gibi etrafınızı bir talimatla çevikle, barikatla çevirebiliyorlar. Kimi kimden koruyorsunuz? 


Bu talimatı verenlere buradan sesleniyorum:
Bu genç arkadaşlarımızın talepleri arasında bir tane haksız talep var mı? Peki siz kimin tarafında yer alıyorsunuz? Az önce buradaki sloganda da duyulduğu gibi patronların bakanı, tarikatların bakanı Yusuf Tekin’in tarafında mı yer alıyorsunuz? Tam olarak bugün burada yaşattığınız faşizm budur. Yıllarca emek vermiş, ailesi gözbebeği gibi bakmış, annesiyle babasıyla buraya gelmiş, hakkı yenmiş hakkı. 


Haklarının yenmesi yetmedi, annelerini babalarını da bu zulmünüze maalesef ki maruz bırakıyorsunuz. Ama diyoruz ki zulmünüz artsın ki bir gün o zulmünüzle beraber nasıl gideceğinizi hep beraber göreceğiz. Bir ülkede toplumu ayakta tutan en önemli duygu güven duygusudur. Eğer ki yurttaşların ülkeyi yöneten kişilere güven duygusu kalmadıysa orada artık demokrasi bitmiştir, özgürlükler bitmiştir, haklar bitmiştir; verilen talimatlarla hukuksuzluk başlamıştır.


Madencilerde bunu gördük, bugün de Özel Sektör Öğretmenler Sendikası ve Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu’nun pankartı her şeyi anlatıyor aslında. Ne diyor pankartta? “Verilen sözler” diyor. Kime diyor bunları? İşte burada gördüğünüz resimdeki ülkenin sözde bakanlarına, adeta tek bir adamın sekreterine dönüşmüş kişilere söylüyor. Siz bu sözleri verdiniz mi? Verdiniz. Ülkede hukukun ortadan kalktığı gibi artık devleti temsil eden kişilerin de sözlerinin değerinin olmadığı süreci yaşıyoruz.

Biz bu nedenle şunu söylüyoruz aslında:


Öğretmenler olarak çocuklarımıza bu sokaklardan bir demokrasi dersi veriyoruz. Haksızlık karşısında susmamaları gerektiğini, etrafında çevrilen her türlü hukuksuzluğa boyun eğmemeleri gerektiğini söylüyoruz. İnanıyoruz ki bu dersi öğretmenler verecek. Bu dersi hep birlikte vereceğiz. Bu karanlık düzeni, bu ülkenin açık cezaevine çevrilmiş duvarlarını hep birlikte yıkacağız. Bunun için dayanışmaya, omuzdaşlığa ihtiyacımız var.


Eğitim-İş Sendikası olarak dün olduğu gibi bugün de yarın da atama bekleyen her öğretmenimizin, özel sektörde emeği sömürülen her öğretmenimizin, atandığı yerde yalnızlaştırılan her öğretmenimizin yanında bulunacağız. 


Ve şu da bir kez daha kayda geçsin:
Bu ülkede atanamayan öğretmen yoktur, atanmayan öğretmen vardır. Gidip miting alanlarında söz verip sonra gençleri müşteriye çeviren bir siyaset aklı vardır. Biz bu düzeni kabul etmiyoruz; baskıya, zulme boyun eğmiyoruz.


Özel sektör öğretmeni ve mülakat mağduru arkadaşlarımızın, tüm emekçilerin Eğitim-İş olarak yanındayız, yanında olmaya devam edeceğiz.”