SOMA KATLİAMI’NDA YİTİRDİĞİMİZ 301 MADENCİYİ SAYGIYLA ANIYORUZ
BİRTEK-SEN GENEL BAŞKANI MEHMET TÜRKMEN BERAAT ETTİ!
‘CUMHURİYETİN İKİNCİ YÜZYILINDA EĞİTİM VE BİLİM’ PANELİNDE BİR ARAYA GELDİK
2025 YILI AĞUSTOS AYI İHTİYAÇ VE NORM KADRO FAZLASI ÖĞRETMENLERİN YER DEĞİŞTİRME DUYURUSU HAKKINDA DANIŞTAY’DAN YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI
MEB’E YÖNETİCİ YETİŞTİRME EĞİTİMLERİNİN ÇEVRİMİÇİ YAPILMASI İÇİN BAŞVURDUK
13 Mayıs 2026
13 Mayıs 2014’te Manisa’nın Soma ilçesinde 301 madencinin ölümüyle sonuçlanan katliamın üzerinden 12 yıl geçti. Sadece Türkiye tarihinin değil, dünyanın en ölümcül işçi kıyımlarından biri olan Soma’yı unutmadık, unutturmayacağız.
Hiçbir emekçinin fıtratında ölüm yoktur. Bu katliam bir “kaza” değil, insan hayatını hiçe sayan sermaye odaklı politikaların sonucudur. On yıllardır süregelen özelleştirme, taşeronlaştırma ve sermaye sınıfının bitmek tükenmek bilmeyen kâr hırsı; işçinin emeği kadar canını da ucuzlatmıştır.
Katliamdan yalnızca 1 gün sonra acısını haykıran bir madenciye atılan tekme, siyasi iktidarın emeğe ve emekçiye duyduğu düşmanlığın simgesi olarak tarihe kazınmıştır. Sürecin hukuki boyutu da bu düşmanlıkla paralel ilerlemiştir. Göstermelik cezalar alan üst düzey yöneticiler ve sorumlular, infaz düzenlemeleri ve denetimli serbestlik gibi yollarla birer birer tahliye edilmiştir. Halihazırda hiçbir tutuklunun bulunmadığı davanın Mart 2026 itibarıyla zamanaşımına uğrayarak kapanması, adaletin de göçük altında kaldığının en net kanıtıdır.
Ne yazık ki bugün gelinen nokta, Soma Katliamı’ndan işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda hiçbir ders çıkarılmadığını gözler önüne sermektedir. Verilere göre 2013-2025 yılları arasında maden işkolunda en az 1.267 madenci hayatını kaybetmiştir. 2024 yılının başından bu yana ise her ay ortalama 160’ın üzerinde emekçi, göz göre göre gelen iş cinayetlerine kurban gitmektedir.
Özelleştirme ve taşeronlaştırma kıskacına alınan işçiler, sistematik olarak açlık ve işsizlik sopasıyla tehdit edilmektedir. İşçi sınıfının en temel anayasal hakkı olan sendikalaşmanın önüne türlü engeller konulmakta; emekçiler örgütsüz, yalnız ve güvencesiz bırakılmaktadır. İşçinin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için alınması gereken hayati önlemler patronlar tarafından ‘maliyet kalemi’ olarak görülmektedir.
Ancak işçi sınıfının üzerindeki tüm baskıya rağmen mücadele her geçen gün büyümektedir. Yakın zamanda Doruk Madencilik işçilerinin 16 gün boyunca sergilediği onurlu direniş, işçi sınıfının sömürüye ve zulme boyun eğmeyeceğini bir kez daha göstermiştir. Bu direnişte olduğu gibi, emeğinin onuru için mücadele eden işçilerin yanında olmaya devam edeceğiz.
Eğitim-İş olarak bir kez daha altını çiziyoruz:
Aydınlık yarınlar için verdiğimiz laik ve bilimsel eğitim mücadelemiz ile insan onuruna yaraşır, güvenceli, emeğin ve emekçinin değer gördüğü çalışma yaşamı kavgasını ayrılmaz bir bütün olarak görüyoruz.
Soma Katliamı’nda hayattan koparılan 301 madencimiz başta olmak üzere iş cinayetlerinde yaşamını yitiren tüm emekçilerimizi saygıyla anıyoruz. Emek sömürüsüne, işçi kıyımına, taşeronlaştırmaya ve güvencesizleştirmeye karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.
MERKEZ YÖNETİM KURULU