KURTULUŞU SORGULAMAK, TESLİMİYETLERİNİ MEŞRULAŞTIRMAKTIR!
XIV. ULUSLARARASI ELEŞTİREL EĞİTİM KONFERANSINA KATILDIK
BASKIYLA, GÖZDAĞIYLA VE EMPERYALİZMİN GÖLGESİYLE TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE MÜCADELESİ ENGELLENEMEZ!
YKS’DE YAŞANAN SKANDAL LİYAKATSİZLİĞİN VE CİDDİYETSiZ EĞİTİM ANLAYIŞININ SONUCUDUR!
MADIMAK KATLİAMINI UNUTMADIK UNUTTURMAYACAĞIZ!
06 Temmuz 2026
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Kurtuluş Savaşı’nı hedef alan ve küçümsemeye çalışan açıklamaları, yalnızca basit bir müfredat değişikliğinin ilanı değildir. Bu sözler, Atatürk ilke ve devrimlerine duyulan kronik alerjinin dışavurumu, Cumhuriyetin kurucu iradesini tasfiye etmeyi amaçlayan bilinçli ve ideolojik bir hamledir.
Çok iyi biliyoruz ki bu sözler yalnızca Bakan Tekin’in kişisel görüşleri değildir; AKP iktidarının Cumhuriyete ve Atatürk’e bakışının filtresiz halidir. Bakan’ın söyledikleri 24 yıldır eğitim politikalarıyla adım adım inşa edilen, emperyalizmin dümen suyuna giren zihniyetin açık bir itirafıdır.
Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi el yazılarında ve nutuklarında titizlikle kullandığı “Kurtuluş” kelimesi, Cumhuriyetimizin kuruluşunda köklü ve çift taraflı bir anlam taşımaktadır.
Bakan Tekin’e “neyden kurtulduğumuzun” cevabını tarihin ışığında verelim:
• Sevr ile ülkeyi parselleyen, kapitülasyonlarla halkı sömüren batı emperyalizminden ve mandacılıktan kurtulduk.
• Ülkeyi emperyalistlere teslim eden, halkı tebaa ve kul olarak gören, kendi hanedanlığını halkın varlığının üstünde tutan saltanat düzeninden kurtulduk.
• İşgale karşı direnen Anadolu halkını “asi” ilan eden Saray rejiminden kurtulduk.
Bu yönleriyle Kurtuluş; emperyalizme karşı direnen bir halkın ümmetten millete, kulluktan yurttaşa geçmesidir. Cumhuriyet ise çökmüş bir rejimin devamı değil; aklın ve bilimin rehberliğinde yapılan bir aydınlanma devrimidir.
Bugün emperyalizmin kanlı savaş makinesi NATO ülkemizde gövde gösterisi yaparken; Bakan Tekin’in “neyden kurtulduk?” diye sorması ibret alınması gereken bir çelişkidir.
Dün ülkemizi işgal etmek isteyen emperyalistlerin bugünkü şemsiyesi altına girenler, emperyalizme karşı verdiğimiz Kurtuluş Savaşı’nı müfredattan ve zihinlerden silmeye çalışmaktadır. İktidar; emperyalistlerle kurduğu ilişkilere gölge düşürmemek, gelecek nesillerin antiemperyalist ve tam bağımsızlık bilincini köreltmek için Cumhuriyetin kuruluş ve kurtuluş felsefesiyle açık bir hesaplaşma içine girmiştir.
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında dayatılan bu değişiklikler, iktidarın kurmak istediği yeni rejime hizmet etmektedir. Bu hamleler, tarihsel olaylara hangi siyasi ajandadan bakılacağını belirleme ve gelecek nesillerin bilişsel haritasını iktidarın çizgisine uygun şekilde kurgulama çabasıdır. MEB, okulları çağdaş birer eğitim yuvası olmaktan çıkarıp, egemen ideolojinin yeni nesillere aktarıldığı bir laboratuvar olarak konumlandırmaktadır.
Çocuklarımız okullarda bir günü aç-susuz geçirirken, öğrenciler ve öğretmenler okullarda can güvenliğinden endişe duyarken, eğitim yuvaları temel hijyen ve sağlık koşullarından mahrum bırakılırken, eğitim emekçilerinin acil çözüm bekleyen sorunları ortadayken; bakanlığın tek derdinin Cumhuriyetin, Atatürk ilke ve devrimlerinin içini boşaltmak olması asla kabul edilemez.
Eğitim-İş olarak uyarıyoruz:
Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde verilen ve dünyadaki tüm mazlum halklara emperyalizme karşı direniş noktasında ilham kaynağı olan Kurtuluş Savaşı’mızın tarihi ve önemi; bakanlık koltuklarında oturanların keyfine göre yeniden yazılamaz.
Atatürk’ün izinde Cumhuriyet ilke ve devrimlerine gönülden bağlı eğitim emekçileri olarak, sınıflarımızda çocuklarımıza neyden kurtulduğumuzu ve tam bağımsız bir Cumhuriyeti nasıl kurduğumuzu anlatmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
MERKEZ YÖNETİM KURULU