12 EYLÜL FAŞİZMİNE KARŞI AYDINLIK YARINLARI SAVUNUYORUZ!
MEB SORUMLULUĞUNU ÖĞRETMENLERE YIKAMAZ, ÖĞRETMENLERİ SÜRGÜNLE SUSTURAMAZ!
MESEM EĞİTİM DEĞİL; ÇOCUK İŞÇİLİĞİ, SÖMÜRÜ VE CİNAYET DÜZENİDİR!
AĞUSTOS - 2026 İHTİYAÇ VE NORM KADRO FAZLASI ÖĞRETMENLERİN YER DEĞİŞTİRME DUYURUSUNA DAVA AÇTIK
OKUL MASRAFI CÜZDANI AŞTI…
11 Eylül 2026
12 Eylül 1980; emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerinin çıkarları doğrultusunda, ABD ve NATO karargâhlarında tezgâhlanan kanlı bir faşist darbedir. 24 Ocak 1980’de alınan neoliberal yıkım ve özelleştirme kararları süngü ve dipçik zoruyla hayata geçirilerek, Türkiye emperyalist pazara açık hale getirildi. Sermaye sınıfının ‘gülme sırası bizde’ diyerek alkışlarla karşılaması, darbenin sınıfsal niteliğini açıkça ortaya koymaktadır.
46 yıl önce bugün devrimciler, emekçiler ve Cumhuriyetin aydınlık yüzünü savunanlar; askeri cezaevlerinde zindanlara atıldı, binlerce yurttaşımız işkencelerden geçirildi, yüzlercesi hayatını kaybetti. Halk iradesi tank paletleriyle ezildi, demokrasi askıya alındı, Cumhuriyetimizin aydınlık yarınları 12 Eylül faşist rejiminin inisiyatifine teslim edildi.
12 Eylül’ün hedefinde açıkça emekçiler ve onların örgütlü gücü vardı. Sendikalar kapatıldı, sendika yöneticileri idam istemiyle sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı, grev ve toplu sözleşme hakları gasp edilerek milyonlarca emekçi derin bir sefalete mahkûm edildi.
200 binden fazla üyesi olan TÖB-DER kapatıldı, örgütlü öğretmen mücadelesi baskı, fişleme ve sürgünlerle ezilmeye çalışıldı. Üniversitelerin akademik özgürlüğünü ve özerkliğini yok eden cunta mekanizması YÖK kuruldu, Cumhuriyet’in laik ve kamucu eğitim anlayışı tasfiye edilerek, piyasacı ve gerici politikalarla topluma tektipçi bir zihniyet dayatıldı. Siyasi partilerin kapatılması ve hak arama mücadelelerinin kriminalize edilmesiyle toplumsal muhalefet bütünüyle felç edildi.
Aradan geçen 46 yıla rağmen, ülkemiz 12 Eylül faşizminin gölgesinde yaşamaya devam ediyor. Bugün hak arama mücadelelerine yönelik müdahaleler, sendikalar ve siyasi partiler üzerindeki baskılar ile toplumsal muhalefetin üzerinde sallanan yargı sopası, doğrudan 12 Eylül’ün günümüze kalan mirasıdır. Eğitim emekçilerini güvencesizliğe iten, okulları tarikatlara açan, gerici müfredatla eğitimin laik, bilimsel ve kamusal niteliği tahrip edilerek piyasalaştırılması ve Cumhuriyetin temel ilkelerine dönük saldırıların devam etmesi 12 Eylül zihniyetinin günümüze kadar taşındığının somut kanıtlarıdır.
Ancak bilinmelidir ki, 12 Eylül rejiminin mirasçıları varsa; 12 Eylül faşizmine boyun eğmeyenlerin mirasçıları da mücadelesine devam ediyor. 12 Eylül’ün günümüze taşınan karanlığını aydınlatacak irade; Cumhuriyetin aydınlık yarınları için direnenler, boyun eğmeyenler, emeğin onuruna sahip çıkanların örgütlü mücadelesi olacaktır.
Eğitim-İş olarak, laik, bilimsel ve kamusal eğitim mücadelemizle faşizme, gericiliğe ve piyasacılığa karşı Cumhuriyetin aydınlık yarınlarını savunmaya devam edeceğiz.
MERKEZ YÖNETİM KURULU